HESABIM
Üye Ol

Erdoğan: ‘Ayaklar Ne Zaman Baş Oldu?’

Erdoğan: ‘Ayaklar Ne Zaman Baş Oldu?’

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan partisinin grup toplantısında gündemi değerlendirirken Gezi Parkı gösterilerinin milleti etkilemediğini söyledi. Erdoğan Gezi olaylarına ilişkin görevden alma taleplerine de tepki gösterdi: Ne platformu olursan ol! Başbakan Tayyip Erdoğan ‘ın partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmadan satır başları şöyle: Bazı müjdeleri sizlerle paylaşmak istiyorum. Fatih Projesi hızla devam ediyor. Önemli adımı olan, tablet...

Haberin Tarihi: 25 Haziran 2013 - Okunma Sayısı:2406 defa okundu.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan partisinin grup toplantısında gündemi değerlendirirken Gezi Parkı gösterilerinin milleti etkilemediğini söyledi. Erdoğan Gezi olaylarına ilişkin görevden alma taleplerine de tepki gösterdi: Ne platformu olursan ol!
Başbakan Tayyip Erdoğan ‘ın partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmadan satır başları şöyle:
Bazı müjdeleri sizlerle paylaşmak istiyorum. Fatih Projesi hızla devam ediyor. Önemli adımı olan, tablet bilgisayarların temini ihalesinde ön yeterlilik dosyalarını dün itibariyle aldık. Dağıtacağımız 10 milyon 600 bin adet tabletle ilgili olarak önemli bir adım atmış oluyoruz.
Bu ihaleyi kazanacak firmalara, yerli araştırma geliştirme merkezi kurma şartını getiriyoruz. Bu firmalar üç yıl içinde Türkiye’de yatırım yapacaklar ve üretim yapacaklar. İhaleye sektörün en büyükleri konumundaki firmalar katılıyorlar. Adeta devrim niteliği taşıyan bu gelişmenin öğrencilerimize öğretmenlerimize velilerimize hayırlı olmasını diliyorum.
Geçtiğimiz Şubat ayında, engelli kardeşlerimizin de öğretmen olabileceğini müjdelemiştim. Kısa bir zamanda bakanlığımızın da katkılarıyla altyapı oluşturuldu. 1 Temmuz 2013 Pazartesi günü mesai bitimine kadar 46 branşta 600 öğretmen alımı için işlemleri başlatıyoruz. 600 engelli öğretmen adayı arkadaşımız 2013-2014 eğitim yılından itibaren çocuklarımızı eğitmeye başlayacaklar.
KAMUDA ÇALIŞAN SÖZLEŞMELİYE KADRO
Gelelim çok daha geniş bir kitleyi ilgilendiren müjdemize. Yapacağımız bir düzenlemeyle kamuda çalışan bir kısım sözleşmeli personelin devlet memurları kadrosuna geçmesine imkan tanıyoruz. 25 Haziran 2013 tarihi itibariyle, bundan sonrası geçerli değil. geçmişe yönelik görevde bulunan;
1-657 sayılı kanunun 4b maddesine göre çalışan sözleşmeli personel
2-5393 sayılı belediye kanunun 49. Maddesine göre çalışan
3-4924 sayılı kanuna göre çalışan sözleşmeli sağlık personeli, devlet memuru kadrosuna geçebilecek.
Bu kapsamda 96 bin 500 personel bulunuyor. Buna ilişkin yasal düzenlemeyi de süratle yapmış olacağız. Yani tatile girmeden bu işi inşallah bitireceğiz. Sözleşmeli personelimize onların ailelerine hayırlı olsun diyorum.
‘DADAŞLAR BİRİLERİNE KARNE HAZIRLAMIŞLAR’
Mersin’den hem milli iradeye saygı mitingi yapmak hem de U-20 açılışını yapmak için Kayseri’ye geçtik. 20 yaş altı futbol turnuvası bu yıl Türkiye’de yapılıyor. Biz açılışa katıldık ve orada ilk maçın ilk yarısını izledim ve heyecanı onlarla paylaştım. Bu Küba ile Güney Kore arasındaki müsabakaydı. Bu turnuvada da milli takımımıza başarı dileklerimi iletiyorum.
Açılış öncesinde, büyük bir katılım ve coşkuyla Cuma günü yaptığımız mitingimiz gerçekten 200 bine varan bir katılımla, öğlen saati olmasına rağmen büyük bir coşku, o sıcakta görmeye değerdi.
Mitinglerimizin bir diğerini de Samsun’da gerçekleştirdik. Bugüne kadar Samsun’da yaptığım mitinglerin en büyüğünü gördük. Bu da Samsun’un, diyoruz ya “çırpınırdı Karadeniz” diye. Nasıl çırpındığını gördük. Karadeniz’in hissiyatını görme fırsatı bulduk. Pazar günü Erzurum’da mitingimizi gerçekleştirdik. Erzurum farklı bir manzarayla bizi karşıladı. Dadaşların ön hazırlıkları enteresandı. Birilerine karneler de hazırlamışlar, pankartlarla asmışlardı. Erzurum İstasyon Meydanı’nın hınca hınç dolduğuna, sokakların insan seliyle adeta meydana aktığını gördük.
Bizden bir gün önce MHP ’nin bölge mitingi vardı. Onun da hali ortada. Ama Erzurum gerekli cevabı dadaşlar olarak verdi.
‘SÖYLEYECEKSİNİZ GELİN BU MEYDANLARDA SÖYLEYİN’
Ankara, İstanbul, Kayseri, Erzurum’daki mitinglerde, halkın son gösterilere neler hissettiğini çok net gördük. Millet gösterileri büyük bir sabırla izledi. Aynı milletimiz o engin basiretiyle, o gösterilerle aslında ne yapılmak istendiğini gördü.
Gösteriler başladığı andan itibaren, gerek içerdeki medya kuruluşları, sosyal medya çok kapsamlı bir dezenformasyon kampanyası başlatmışlardı.
Yüz binler milyonlar, AK Parti’ye gönül verenler vermeyenler itidali temsil ettiler. Onlar yakmadılar, yıkmadılar. Tam aksine onlar demokratik haklarını özgürlük noktasındaki istismarları, yasaların kendilerine tanıdığı o alanlarda dile getirdiler. Bizim söylediğimiz bu zaten. Siz de bir şey mi söyleyeceksiniz, gelin bu meydanlarda yapın.
‘ŞİDDETE BAŞVURAN KAYBETMEYE MAHKUMDUR’
Yani şiddet hiçbir zaman zaferin müjdecisi değildir. Şiddet iter. Ötekileştirir. İster istemez bunu yapar. Onun için şiddete başvuranlar her zaman her daim kaybetmeye mahkumdur. Bu noktada siz eğer dürüstlükten demokrasiden yanaysanız, demokrasinin şartları bellidir. Gelirsiniz bunu her yerde yasal çerçeve içinde anlatırsınız ve seçim zamanı gelince sandıktan neticeyi alırsınız. İşte AK Parti’nin yaptığı budur.
Çok açık söylüyorum. Bu millet bu kampanyaları yutmadı. Millet neyin ne olduğunu, kimin nerede durduğunu, kimin ne yapmak istediğini gördü. Her zaman haklının yanında yer aldı.
‘TÜRKÇE YERİNE İNGİLİZCE KONUŞMAYI TERCİH ETTİLER’
Zaten bu gösterileri kışkırtanlar, yönlendirenler milleti etkileyemeyeceklerini biliyorlardı. Başından itibaren uluslararası çevrelere seslendiler. Bu çevreler halkın arkalarından gelmeyeceğini de çok iyi biliyordu. Uluslararası medyayı muhatap aldılar. Türkçe yerine İngilizce yazmayı konuşmayı tercih ettiler.
Şimdi bakınız, gösteriler başladığı andan itibaren biz şunu çok net olarak söyledik. Bu gösterilere katılanlar farklı katmanlardan oluşuyorlardı. Bu noktada bizim hiçbir kompleksimiz yok. Halkın tepkilerine hiçbir zaman sırtını dönen bir hükümet olmadık. 10,5 yıl boyunca her bir grubun ferdin taleplerini dinledik, dikkate aldık. Yüzde yüzün hükümeti olmak için hassasiyet gösterdik.
Bu gösterilerin içinde Gezi Parkı, ağaç ve çevre hassasiyetiyle yer alanlar vardı. Biz onları samimi bulduk. Diğerlerinden ayrı tutmak suretiyle söylediklerine dikkatle kulak verdik. Temsilcileri saatlerce dinledim, dinledik. Bakanlar Kurulu toplantısında biz bu kadar zaman geçirmedik. Bizzat şahsım, valimiz, belediye başkanımız bu samimi göstericilerle de irtibat kurdular.
‘VALİYİ GÖREVDEN ALACAKSIN’ GİBİ ÜLTİMATOM SALLAYANLAR VARDI’
Ama bunların yanında samimi olmayanlar da vardı. Dürüst değillerdi. Başbakan yardımcımızla yaptıkları görüşmeden sonra çıkıp, yeniçerinin o isyancı grupları gibi, ‘şu valiyi görevden alacaksın, şunu görevden alacaksın’ gibi ültimatom sallayanlar vardı. Sen hangi iktidara konuşuyorsun yahu? AK Parti iktidarıyla bunlar konuşulur mu?
‘AYAKLAR NE ZAMANDAN BERİ BAŞ OLDU?’
Yazılı ve görsel medyadakiler bu tiplere hadlerini bildirmiyor. Önce haddini bileceksin yahu. Sen kalkıpta yok bilmem ne platformuymuş, ne platformu olursan ol yahu. Ayaklar ne zamandan beri baş olmaya başladı.
Milletimizin vermiş olduğu bu yetkiyi kullanamaz duruma gelirse, o zaman zaten bittik demektir. Millet zaten bize bir iktidar vermiş. Ama bu ülkede alışılmış bir şey var. Bakınız AK Parti iktidarına kadar, çok partili dönemde bir alışkanlık vardı. Şöyle ortalamaya baktığımız zaman, 16 aylık iktidarlarla istikrarsızla yoğuruldu. İstikrarsız iktidar dönemlerini, ki bunlara iktidar diyemezsiniz zaten. Bu Türkiye’yi nereye getirdi. 2 bin 600 iyi niyetle 3 bin 500 dolarlara getirdi. Sıralamay baktığınız zaman maalesef gerilerdeydik. AK Parti iktidarıyla, istikrar dönemi başladı. Güven başladı.
‘BREZİLYA GİBİ 20 CENT ZAM İÇİN EYLEM YAPILMIYOR’
İşte bu sıçramadır ki, Türkiye’yi dünyada güven saygı duyulan bir ülke konumuna getirdi. Ama saygı duyulan Türkiye’yi içerde ve dışarda koordineli olan bu adımlarla yıpratmak istediler. Millet duruma el koydu, sahip çıktı. Dedi ki hayır, bu gidiş yanlıştır, iktidarımızın yanındayız dediler. Burada dikkat edin, 20 cent zam için bu eylemler yapılmıyor Brezilya gibi. Sağlıkta şu yapılmadı diye yapılmıyor. Çok ilginç şeyler.
‘BREZİLYA’DA OYNANAN OYUN DA AYNI MERKEZDEN’
Ben Brezilya’da oynanan oyunun da aynı merkezden düğmeye basılmak suretiyle yapıldığına inanıyorum. Brezilya’da IMF’ye olan borçlarını ödemiş konumda. Türkiye’de öyle.
Başından itibaren faiz lobisi dedim değil mi? Birilerini bu hoplattı. Ama bu faiz lobisi, bazı çevreleri ciddi manada rahatsız ediyorlar.
‘ CHP SOKAK SOKAK ÇATIŞMA ÇAĞRILARI YAPTI’
Yazılı görsel ulusal ve uluslararası medya nasıl görevler üstlendiğini hep gördük. Bunların kayıtları var. Zaman zaman teşkilat içinde, halkımıza görüntüleriyle açıklayacağız. Çünkü Müslüman bir sokulduğu yerden bir defa daha sokulmaz. Bu oyunları bozacağız.
CHP’nin yetersiz etkisiz kalitesiz cılız muhalefetinin beceriksizliği, maalesef CHP seçmenini umutsuz bir noktaya taşıdı. Meclis içinde muhalefet yapamayan CHP sokak sokak çatışma çağrıları yaparak, kendi tabanını tahrik ederek, bu kitlelerin sokağa çıkmasına zemin hazırladı.
‘ALEVİ PAKETİYLE İLGİLİ BAŞBAKAN YARDIMCIMA TALİMATIM VAR’
Alevi vatandaşlarımızın da kitlesel olarak yer aldığını maalesef gördük. Onların taleplerini de gayet iyi anlıyoruz. Biz onlarla ilgili olarak biliyorsunuz, Alevi açılımı başlığı altında bir dizi toplantılar yaptık. Temsilcilerini bir araya getirdik. Şu anda yine başbakan yardımcıma bırakılan yerden devam ettirilmesi noktasında talimatım var. Ama bunları biz masada çözmeliyiz. Aynı yanlışlara düşmemek gerekir.
‘DERSİM KATLİAMI İÇİN DEVLET ADINA ERDOĞAN ÖZÜR DİLEDİ’
Dersim katliamının olduğu dönemde bu ülkenin iktidarı hangi partiydi? CHP’ydi. Peki CHP bu katliam karşısında ne yaptı? Tavrı oldu mu, olmadı. Bu dönemin başbakanı olarak ben o dönemde yapılmayan, özür beyanını, Türkiye Cumhuriyeti Devleti adına Tayyip Erdoğan yaptı, özür diledi.
Peki ana muhalefetin genel başkanı, artık genel müdürü diyorum. Bu konuyla ilgili kalkıp acaba bir kere özür beyanında bulundu mu? Bizim iktidarımızdı diyebildi mi? Bu ülkenin en eski partisi biziz, bunu hep kullanıyor. Siz yaptınız.
‘YÜZDE 100’ÜN HÜKÜMETİ OLARAK ALEVİLERİN SORUNLARINA SAMİMİYETLE EĞİLDİK’
Fakat biz yüzde yüzün hükümeti olarak, Türkiye’deki her inanç grubu gibi Alevi vatandaşlarımızın da sorunlarına büyük bir samimiyetle eğildik. Önemli adımlar attık. Yeterli olmayabilir, ancak bu sorunları çözmek için samimiyet göstermediğimizi hiç kimse, ama art niyetli olmayan, hiç kimse ifade edemez.
Sadece Dersim olayları bile bizim için çok önemli bir samimiyet göstergesidir. Diyanet, TRT, Milli Eğitim Bakanlığı’mız önemli uygulamalar gerçekleştirdiler. Çalıştayla sorunlar belirlendi. Raporlar ortaya kondu.
‘CHP, DERSİM KATLİAMININ MİMARI’
CHP, Dersim Katliamı’nın mimarıdır. Aynı CHP, on yıllardır güya Alevi vatandaşlarımızın temsil edildiği partidir. Peki soruyorum, CHP iktidar olduğu, koalisyon olduğu dönemde Alevi vatandaşlarımız için ne yapmıştır?
Dersim olaylarında CHP iktidardı. Sivas olayları yaşandığında, iktidar ortağı SHP yani CHP’ydi. Gazi Mahallesi yaşandığı ortamda iktidar ortağı yine CHP. CHP bu olayları engelleyemediği gibi peşine düşmemiştir.
AK Parti özür dilerken, bu büyüklüğü gösterirken, CHP başındaki genel başkana rağmen o bu özrü dileyememiştir.
Son yıllarda CHP’nin Alevi vatandaşlarımızın sorunlarını çözmek için gayret yerine, hangi kirli planların içinde yer aldığını biliyoruz. Tüm kardeşlerimin de CHP’nin bu planları görmesini istiyoruz.
‘ALEVİLERİ SOKAĞA DÖKMEK İSTEYEN TV VE GAZETELERİN SAHİBİ CHP’LİLERDİR’
Kapıların işaretlerinden tutunuz, Reyhanlı saldırısına, Gezi olaylarına kadar CHP çok tehlikeli bir senaryoya destek vermektedir. Şu anda Gezi Parkı olaylarını kışkırtan, Alevi vatandaşlarımı sokağa dökmek isteyen, televizyonun gazetelerin sahipleri CHP’lilerdir.
Şiddet eylemcilerinin sırtını sıvazlayanlarda, küfür edenlere para veren de, Alevileri kışkırtacak tweetleri atan da CHP’nin milletvekilleridir.
Alevi kardeşlerimizin bu oyunlara karşı son derece dikkatli olmalarını rica ediyorum. geçmişte yaptıklarını bugün de yapmaya çalışan CHP’ye karşı, tüm Alevi kardeşlerimizin dikkatli olmasını diliyorum.
Bugün de söylüyorum bütün bu isimler niceleri, bu milletin hamurudur, mayasıdır temelidir. Bu isimlerden bir tekini dışlarsanız, milletin gönül tellerini koparırsınız. Acılara yeni acılar katarak değil, ortak paydaları çoğaltarak istikbali şekillendirmek zorundayız.
Her meseleyi çözeriz. Çözülmez gibi görülen nice meseleyi çözdüğümüz, çözüm yoluna koyduğumuz gibi yarın da aramızdaki her konuyu bir çözüm yoluna inşallah koyarız.
Kavganın, çatışmanın şiddet ve gerilimin sorunların çözümüne hiç ama hiç katkısı olamaz. Konuşarak, istişare ederek çözeceğiz. Hukuk yoluyla meselelerimizi çözüm yoluna koyacağız. Yüzde yüzün sorunlarını hep kendi sorunumuz olarak kabul edeceğiz. Bir kez daha Alevi vatandaşlarımızdan çirkin tahriklere, tehlikeli senaryolara karşı çok çok dikkatli olmalarını rica ediyorum.
‘BİR CHP’Lİ VEKİLİN HAKARETLERİNİ YARGIYA TAŞIDIK’
Özellikle bir CHP’li milletvekilinin yaptığı, hem milletime, hem şahsıma ait hakaretlerini yargıya taşıdık. Gerek bu milletvekili gerek hemşerisi olan CHP’nin genel başkanı, sürekli faşist diktatör deyip duruyorlar. Eğer faşist diktatör görmek istiyorlarsa, aynaya baksınlar, geçmişlerine baksınlar.
Bu kürsü o belgelerin şahididir. Emri altına girdikleri Esed’e baksınlar. Parti genel merkezlerindeki milli şefin fotoğrafına, Dersim katliamının mimarı Milli Şeflerine baksınlar. İşte orada faşist diktatörü görürler.
Türkiye ile, hükümet ile, milli irade ile hesaplarını görmek isteyenler bu gösterileri araç olarak kullandılar. Ortaya çıkan kirli senaryoyu, şiddeti, vandallığı görenler zaten kendilerini bu göstericilerden ayrı tuttular. Şiddet eylemlerinde yer almadılar. Bu katmanların dışında kalanlar son derece planlı şekilde, kirli hesabı görmek amacıyla süreci yaymak için uğraştılar.
Çok sayıda gencimiz, kirli hesapları olan bu ellerin oyuncakları oldu. Bu senaryoya figüran olarak katılmış oldular. Biz işte bu art niyetlilere karşı en başından itibaren dik durduk ve dik durmaya devam edeceğiz.
‘ASLA GERİM ADIM ATMAYIZ’
Cuntalar karşısında asla boynumuzu bükmedik. Çetelerin mafyanın karşısında asla boynumuzu bükmedik. Cumhuriyet mitingleri karşısında, Danıştay gibi kirli saldırılar karşısında, medya operasyonları karşısında, asla boynumuzu bükmedik. Bu olaylar üzerinden bizimle hesap görmeye karşı da asla boynumuzu bükmeyiz. Asla geri adım atmayız.
Millet arkamızda durduğu sürece kimden nereden gelirse gelsin, milletin emanetini namusumuz şerefimiz bilir ve onu canımızla koruruz.
Daha en başından itibaren içerden ve dışardan birileri bu gösterilerin tamamen masum, haklı gösteriler olduğunu, polisin şiddet kullandığını son derece sistemli şekilde yaydılar. Sosyal medyada planlı operasyonlar yapıldı. Türkiye’deki bazı medya kuruluşlar, baş provokatör olarak görev aldı. Uluslararası medya bu operasyonlarda görev üstlendi. Türkiye içinde imtiyazlarını kaybetmiş olanlar, hiçbir zaman iktidara gelemeyeceklerini anlayanlar, bu olaylar üzerinden hesap görme çabası içine girdiler.
Hatta, yahu bu iş bitti be, hallediyoruz diyenler oldu. Ama benim vatandaşım hiçbir zaman bunların diliyle hareket etmedi. Şiddet yok, kırma yok, yakma yok. Hepsi hukuk içinde.
Eğer siz de gerçek anlamda vandallık, barbarlık bunların karşısındaysanız, gelin mitinglerinizi de yürüyüşlerinizi de yapın. Niye bu yolla değil de farklı yolla? Milletim bunun da dersini verecek.
‘ADI PARTİ AMA İÇERDE SİLAH DA VAR, MOLOTOF DA’
Düşünebiliyor musunuz adı parti. Ama parti teşkilatı içine terörist gruplardan kim varsa gittiler. Polis de gitti. İçerde ne var? Silahtan tut da, döner bıçaklarına varıncaya kadar, molotof kokteyline varıncaya kadar her şey var. Böyle bir parti teşkilatı olabilir mi?
Şimdi ne oldu? “Polis parti teşkilatının içine girdi.” Onlar normal bir çalışmanın içindeyken değil.
‘POLİSLE ÇATIŞANLAR OTELE GİRDİ DİYE POLİS DE OTELE GİRDİ’
Diyorlar ki, “otele polis saldırdı” durup dururken saldırmadı. O meydanlarda polisle çatışanlar oraya gitti. Oranın sahipleri de onlara güzel bir ev sahipliği yaptı. Oranın peşinden polis oraya girdi. Biliyorsunuz yasalarda yataklık etmek de suçtur. Bu bir yataklık etme suçudur aslında.
‘AĞACI GÖSTERİYORLAR, PAÇAVRALARI GİZLİYORLAR’
Bazı ülkeler, bazı devletler Gezi Parkı üzerinden hesap görmek istediler. “Mesele Gezi Parkı değil, hâlâ anlamadın mı” diyenlerle birlikte oldular. Meselenin hesap görme meselesi olduğunu ifade ettiler. Bana başbakan ‘çok sert, çok öfkeli’ diyorlar. ‘Başbakan bunu görmesin duymasın’ diyorlar.
Çok enteresan ağacı gösteriyorlar yağmalamayı unutuyorlar. Paçavraları gizliyorlar. Mustafa Kemal’in askerleriyiz diyorlar ama yakılan bayrağımızı, Taksim Meydanı’nda bakıyorsunuz teröristlerle Atatürk ’ün yanyana resimlerini görmemezlikten geliyorlar. Neredesin CHP? Niye indirmedin? Ulusalcılar neredesiniz? Aynı şekilde AKM işgal altındaydı. Hatırlayın, işgal altındayken orada asılan pankartlarda, paçavralarda ne var, teröristlerin posterleri vardı. İllegal örgütlerin paçavralar vardı. Günlerce orada asılı durdu. Ne oldu CHP’ye müdahale etti mi? Etti mi?
İÇİŞLERİ BAKANIMA ”GEZİ’Yİ BU İŞGALCİLERDEN TEMİZLEYECEKSİN” DEDİM
Kuzey Afrika’dan döndüm. Baktım hâlâ duruyor. E İçişleri Bakanı’ma ne diyecektim? 24 saat içinde bunları temizle. Burayı temizleyeceksin, 24 saat. Meydan, anıt temizlenecek, ardından da Gezi Parkı’nı bu işgalcilerden temizleyeceksin. Buradan tüm millet istifade eder, belirli bir azınlık işgal edemez. Eğer işgal varsa, orada devlete düşen görev o işgali kaldırıp, halka açmaktır.
‘GEZİ’YE ŞAFAK HAREKATI UYGUN DEĞİL DEDİLER. KEYFİNİZİ Mİ BEKLEYECEKTİK’
Ne dediler? Gezi Parkı’na şafak harekatı uygun değil. Ne yapacaktık? Keyfinizi mi bekleyecektik? Hepsiyle görüştüm. Kendilerine şunu söyledim. Yahu Allah aşkına niye duruyorsunuz orada? Yargı zaten bir karar vermiş. Siz zaten burada devlet olarak işlem yapamazsınız.
Yargı kararını versin. Lehimizde karar verdiğini düşünün dedim. Halk oylamasına gideceğim dedim. Bunu tabi ki belediye yapacak. İçlerinde çoğunluğu çok güzel dediler. Gidin o zaman çözün dedim. Yetkimiz yok dediler. Bir taraftan platformum diyorsun, diğer tarafta yetkimiz yok diyorlar.
Yahu bizim neyimiz vardı? Şu Mayıs ayında havaalanı ihalesi gerçekleşiyor. Japonlarla nükleer santral adımını atıyoruz. Üçüncü köprünün temeli atılırken, siz neyi istiyorsunuz arkadaşlar?
‘GENÇLER BU OYUNA GELMEYİN’
Geldiğimizde 45 lira burs alıyordunuz, 280 lira lisans öğrencisine burs veriyoruz. 200 lira da beslenme alıyorsun. El insaf yahu. Biz de üniversite öğrencisi olduk. Ama biz bunları yaşamadık. Biz yaşamadıklarımızı gençlerimize yaşatmak istiyoruz. Şu yapılana bakın. Bir yerlerin oyununa geliyor. Gençlerimize sesleniyorum. Bu oyuna gelmeyin, kullanılmayın.
30 yaşında seçilme hakkına sahiptin ey genç kardeşim. 25 yaşına seçilme hakkını getiren iktidar biziz. Seçme yaşı bu ülkede 18. Ben şimdi 18 yaşın seçme ve seçilme yaşı olması çalışmasını yaptırıyorum. Bu konuda ileri adımlar atmayı düşünürsem, ana muhalefet ve diğerleri bu parlamento çoluk çocukla mı dolacak diyorlar.

Bir Yorum Yazın

Künye

İmtiyaz Sahibi
Nurettin Kilis

Editör
Nurettin Kilis

Adresimiz
Eruh/Siirt

Ajans Telefonu
+90 545 560 42 69

Ajans Fax

Ajans Mail
nurikilis@hotmail.com

Takvim

Haziran 2013
P S Ç P C C P
 123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031